Yasemin Vurgun Dağlı - Kırşehir'e Değer Katanlar


Kırşehir’in Bağbaşı Mahallesi’nde, 19 Mayıs 1977’nin sıcak ama yokluk gölgesindeki günlerinden birinde, bir çiçek filizlendi. Adını Yasemin koydular. Bu filiz, toprağı ne kadar sert olursa olsun, bir gün o toprağa güzellikler sunmak için göğe doğru uzanmayı bilecekti.


Yasemin’in çocukluğu, etrafındaki diğer çocuklarınki gibi değildi. Evlerinin pencereleri bile tahtaydı. Soğuk rüzgârların estiği kış gecelerinde, o tahta panjurların arkasında, küçücük yüreğiyle her akşam aynı korkuyu yaşardı. “Babam gelecek, kavga çıkacak mı?” diye. Evin erkeği, hayatın yükünü değil de, arkadaş ortamının ayak izlerini getirirdi eve. Yokluk, o kadar yakın bir komşusuydu ki, giyecek bir bayramlık elbise için, dayısının kızlarının bir önceki seneden kalan kıyafetlerine muhtaçtılar. “Giyecek hiçbir kıyafetimiz yoktu desem, abartmış olmam” diye anlatır o günleri. Komşuların verdiği eskiler, onlar için en kıymetli hediyelerdi.

Ama o evde, tahta pencerelerin ardında, bir melek kanat geriyordu iki kardeşine. Annesi. O, yemeyip yediren, giymeyip giydirendi. Gece mum ışığında, başkalarının çeyizleri için nakış işler, dantel örer, elde ettiği üç beş kuruşla çocuklarına bir tişört, bir çorap almanın derdine düşerdi. “Bu zamanlar geçecek, size Allah kapılar açacak” derdi hep. Hayatın öfkesini, sinirini asla çocuklarından çıkarmayan, yüce gönüllü bir kadındı. Mahallede “Kırmızı Kız”ken, yokluktan “Kuru Meryem”e dönüşmüştü lakabı. Ama o, tüm acıları içine gömer, çocuklarının yüzünde bir tebessüm tomurcuğu açtırabilmek için kendini feda ederdi. Yasemin’in içindeki yaşama sevinci, hayata tutunma azmi, işte o meleğin sevgisiyle yeşerdi.


Liseyi bitirdiğinde, ailesine destek olmak için hemen bir temizlik şirketinde işe girdi. Ama hayat, ona orada beklenmedik bir kapı aralayacaktı. Çalıştığı yer, aynı zamanda Kırşehir’in ilk özel radyosuydu. Radyonun patronu Sait Bey, bu çalışkan, zeki genç kızı fark etmekte gecikmedi. “Sen niye okumuyorsun? Niye üniversiteye gitmiyorsun?” diye sordu bir gün. Yasemin’in içinde, derinlerde bir yerde, üniversite hayali hep vardı ama “Babam okutamaz, annem daha çok sıkıntı çeker” diye düşünür, o hayali hep ertelerdi. Sait Bey’in bu teklifi, içindeki kıvılcımı alevlendirdi. “Allah ondan razı olsun” der, “Önce Allah’ın, sonra onun sayesinde öğretmen oldum.”


Patronunun desteğiyle dershaneye yazıldı. Orada, kendine inanan bu insanı mahcup etmemek için gece gündüz demeden çalıştı. Öyle bir çalıştı ki, stresten günde üç kez burnu kanardı. Ve nihayet, Konya Selçuk Üniversitesi’ni kazandı. Kayıt sırasında babasının “Çok fazla ödeyemeyiz” çekincesine rağmen, bölümde ilk 10’a girerse harç ödemeyeceğini öğrenmişti. O andan itibaren kendine bir söz verdi. Dört yıl boyunca inanılmaz bir azimle çalıştı. Sadece kendi harç parasını kazanmakla kalmadı, askerdeki kardeşine de destek oldu. Sonuç? Okulunu şeref derecesiyle bitirdi ve ilk dönemden sonra bir kuruş harç ödemedi.


Hayatının ilk görev yeri, Van’ın Muradiye ilçesiydi. Orada, kendi çocukluğunun yaralarını sarmak istercesine, her çocuğun yüreğine dokunmaya ant içti. Akademik başarı elbette önemliydi ama onun için öncelik, çocukların sınıftan mutlu ayrılmasıydı. Kendi yaşadığı o zorlu çocukluğu, hiçbir öğrencisinin yaşamaması için dua ederdi.


Memleket hasreti ve sevdalısı olduğu topraklara duyduğu özlem, onu 2005 yılında Kırşehir’e, yuvasına döndürdü. Önce, o zamanlar Vali Mithat Saylam, şimdilerde ise Yunus Emre olarak anılan okuluna atandı. Ardından da Cumhuriyet İlköğretim Okulu’na... Okul öncesi öğretmeni olarak, minik yavruları eğitim-öğretim hayatına en güzel şekilde hazırlamak, onlara ilk ve en değerli dokunuşu yapmak en büyük misyonu oldu. Bu kutlu görevi sırasında, enerjisini ve sevgisini hiç esirgemeden sayısız projede yer aldı, çocukların ufkunu genişletmek için durmadan çalıştı.


2004’te Alper Bey’le kurduğu yuvası, ona üç kız evlat verdi. Onları vatana, millete, devlete saygılı bireyler olarak yetiştirmek, en büyük gayesi oldu.


Mesleğinde hep daha fazlasını yapmak istedi. Hayatına dokunan bir insanın (Sait Bey) mucizesini, başka çocukların hayatında da oluşturmak için kolları sıvadı. “Bir İyilik Yap, İyilik Bul” isimli bir proje yazdı. 150 öğretmenle birlikte yürüttüğü bu proje, bir kelebek etkisi yarattı. Türkiye’den ve yurt dışından katılımlarla büyüdü, Sabah gazetesinin manşetlerine, Kazakistan basınına kadar çıktı. Sayısız çocuğun, yaşlının, hayvanın hayatına dokundular. Yaptıkları iyiliğin karşılığı, sadece bir teşekkür değil, “Siz de üç kişiye iyilik yapacaksınız” sözüydü.


Ve nihayet, emeklerinin, çabasının, yüreğindeki iyilik ateşinin karşılığını en güzel şekilde aldı. 2022 Yılın Öğretmeni seçildi. Ankara’da, İstanbul’da, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ağırlandı. O sarayların ihtişamı içinde, bir zamanlar penceresiz evlerde oturan kız, gözyaşlarını tutamadı. Ama bu seferki gözyaşları, mutluluktan ve şükürdendi.

“Zamanında yaşadığımız sıkıntılara sabrettik, Allah da yıllar sonra karşıma o kadar büyük güzellikler çıkardı ki... O yüzden hep söylüyorum, her zaman şükretmek lazım. Hayatta hiçbir çaba, hiçbir sıkıntı boşa gitmez. Rabbim onların karşılığını bir gün mutlaka verir.”


Bugün Yasemin Öğretmen, memleketi Kırşehir'de, mesleğine ve “iyilik elçisi” olmaya devam ediyor. Uluslararası Empati Derneği’nin İyilik Elçisi seçilmiş bir isim o. Her gün, bir çocuğun hayatına daha güzel bir iz bırakabilmek için çabalıyor.


Onun hikâyesi, tahta pencereli evlerden Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na uzanan, inancın, azmin, çalışmanın ve en önemlisi, bir annenin sevgisiyle bir insanın hayatına dokunanların mucizesinin hikâyesidir. Ve o, annesine şu sözlerle sesleniyor.


“Hayatında imtihanları bitmeyen, her türlü acıyı, dramı yaşamış ama evlatlarına tutunan annem… Giymeyip giydiren, yemeyip yediren, gerçekten yemeyen annem… Bu yaşımda en huzurlu yer senin bağrın hala. Herkes bir kişiyken, tek başına bin kişi olan annem… Ömrün uzun ve huzurlu olsun. Ve hayatın öfkesini çocuklarından çıkarmayan tüm annelere selam olsun!”


Murat Uzun der ki, Kırşehir’e, ailesine, eğitime, öğrencilerine, arkadaşlarına ve dostlarına değer katan Yasemin Öğretmen’e teşekkür ederim. Bu zorlu yaşamını bizlerle paylaştığı için minnettarız. Zorluklara göğüs geren, azmi ve çalışkanlığıyla insanlara ilham olabilecek bir başarıya imza atması dileğiyle…

Yorumlar