Müzikle ilk teması, ilkokul 2. sınıfta okulun bando takımına alınmasıyla olmuş. Kendisinin deyimiyle “ritim müziğin kalbidir” ve o kalbin sesini o günlerde duymaya başlamış. İlk enstrümanı bağlama olmuş. Üniversitede ud çalsa da tekrar bağlamaya dönmüş. Yüksek lisansını da bağlama üzerine yaparak bu alanda kendini iyice geliştirmiş.
Müzikle ilgili unutamadığı bir anısı var ki, aslında onun yolunu da belirlemiş. İlkokul öğretmeni sınıfa halay öğretirken, grubun başındaki öğrenci ritme ayak uyduramamış. Küçük Cihan ise cesaretle öne atılmış ve grubu başarıyla yönetmiş. “O an aldığım mutluluğu hiç unutamam” diyor.
Bugün dönüp baktığında, müzikteki asıl dönüm noktalarından birinin de Kırşehir Lisesi’nde görev yaptığı yıllar olduğunu söylüyor. Rahmetli okul müdürü Süleyman Çayırdağ’ın kendisine kattıklarını her fırsatta vurguluyor. “İyi bir eğitimci olduysam onun sayesinde” diyecek kadar minnet duyuyor.
2006 yılında ise çocuk sevgisi ağır basmış ve Bilim Sanat Merkezi’ne geçerek ilkokul öğrencileriyle çalışmaya başlamış. İşte o günlerden sonra Kırşehir’de bir “çocuk korosu” hikâyesi doğmuş. İl genelinde yetenekli çocuklar seçilmiş, piyano eşliğinde, şefliği Ceylan’ın yaptığı konserlerle bu serüven başlamış. Yıllar içinde Muammer Sun gibi önemli isimlerle tanışmış, şeflik kurslarına katılmış, Kırşehir ve Ankara’da sayısız konserler vermiş. 2015’te “Yılın Öğretmeni” seçilmiş. Üstün başarı belgeleri, takdirler, ödüller derken, asıl gururu öğrencilerinin başarıları olmuş. Bugün birçok öğrencisi müzik öğretmeni ya da farklı mesleklerde başarılı bireyler olarak yoluna devam ediyor.
Ceylan Hoca’ya göre müzik eğitiminin temeli ilkokulda atılmalı. Önce şarkı söylemeli çocuk, sonra enstrüman çalmaya başlamalı. Ailelerin desteği ise olmazsa olmaz. “Eğitim bir bütündür” diyor; öğretmen, öğrenci ve veli bir araya gelmeden başarı sağlanamayacağını vurguluyor.
Bu anlayışla yıllar boyunca Kırşehir’de ilkokulları tek tek gezmiş, müzikal yeteneği olan öğrencileri tespit etmiş. Hafta sonları onlara koro eğitimi vererek hem seslerini hem kulaklarını geliştirmiş. Koro eğitiminin ardından, öğrencilerin ilgisine göre gitar ve bağlama dersleri açmış. Sesi özel olarak gelişen öğrencilere solistlik fırsatı tanımış, gitar ve bağlama grupları kurarak sahneye çıkmalarını sağlamış. Böylece çocuklar hem bireysel hem de topluluk halinde müziği yaşamış. Bugün o yıllarda seçtiği birçok öğrencisi müzik öğretmeni olmuş, bir kısmı da farklı mesleklerde başarılı bireyler haline gelmiş. Bunun en somut örneklerinden biri de “Çekiç Ali'nin torunu Fadime Çekiç.”
Levent Cihan Ceylan bu noktada özellikle şu tavsiyeyi veriyor:
“Müziği seçmek isteyenler mutlaka ilkokulda erken yaşta başlamalıdır. İlkokul 3. sınıfa kadar şarkı söylemek, ses ve kulak eğitimi almak çok önemlidir. El kasları geliştiğinde ise çocuğa uygun bir enstrüman seçilmelidir. Her birey mutlaka bir müzik aleti çalmalı, şarkı ya da türkü söylemelidir. Çünkü enstrüman çalmak çocuğun zekâsını, algısını geliştirir; özgüvenini artırır, sosyalleşmesini sağlar ve sorunlarını çözebilen bireyler yetiştirir. Çalışan herkesin sesi ve kulağı gelişir. Yetenekli-yeteneksiz ayrımı için ise en az bir-iki yıl eğitim sürecinin geçmesi gerekir. Ben bir müzik eğitimcisiyim ve bundan dolayı çok mutluyum. Yetiştirdiğim öğrencilerimle hâlâ görüşürüm. Hatta birçok öğrencim bugün Tıp Fakültesi’nde okuyor ama aynı zamanda çok iyi seviyede enstrüman çalıyorlar. Bunların temeli, çocuk korolarında atıldı.”
Öğretmenliğe bakışını ise şu sözlerle özetliyor:
“Müzik her kapıyı açar, yeter ki siz doğru kullanın.”
Elbette sadece müzik değil, spor da hayatında yer almış. Ortaokulda voleybol kaptanlığı yapmış, masa tenisinde dereceler almış. Bestecilik iddiasında olmasa da söz ve müziği kendisine ait marşları var: Kırşehir Lisesi marşı, Bilsem marşı, şehitler için yaptığı eserler bunlardan sadece bazıları.
Geleceğe dair en büyük hayali ise büyük bir müzik evi kurmak. 150 kişilik bir çocuk korosu, her çocuğun enstrüman öğrenebildiği, müzikle büyüdüğü bir mekân…
Bugün ayrıca Kırşehir Neşet Ertaş Güzel Sanatlar Fakültesi’nde bağlama dersleri vererek bu mirası üniversite sıralarına kadar taşımaya devam ediyor.
Neşet Ertaş’a olan sevgisini de dile getiriyor. Onu “Bozlak kültürünün en büyük temsilcisi” diye tanımlıyor ve “Bizim özümüz, kültürümüz” diyerek saygıyla anıyor.
Levent Cihan Ceylan şöyle diyor:
“Mükemmel bir enstrüman çalabilirsin ama karakterin düzgün değilse bir hiçsin. Müzik insanı güzelleştirir, dedikoduyla işi olmaz. Çünkü buna zamanı yoktur.”
Son sözü Murat Uzun söyler:
“Kırşehir, bozlağın ve türkünün başkentidir. Bu toprakların sesi bağlamada, ud’da, gitarda, kısacası her enstrümanda hayat bulur. İşte Levent Cihan Ceylan da yıllardır hem öğretmenliğiyle hem de müziğe adadığı yüreğiyle bu şehre değer katıyor. Çocuk korolarıyla geleceğin sanatçılarını yetiştiriyor, gençlere enstrüman çalma sevgisini aşılıyor, Neşet Ertaş’ın mirasını yaşatıyor. Kırşehir’in kültürüne, sanatına, eğitimine kazandırdığı tüm bu değerli çalışmalarından dolayı kendisine teşekkür ederim.”

Değer ve kıymet bilen birisini görmek çok güzel. Sizde bu özellik olduğu için görebiliyorsunuz. Elinize ve emeğinize sağlık. Çok mutlu oldum 🙏Çok teşekkür ederim.
YanıtlaSilLevent hocam sadece öğrencilere değil onlar vasıtasıyla ögrenci velilerinede müziği sevdirdi. çocugumun sahnede kalabalıklar karşısında kendinden emin mutlu heyecanlı bir şekilde koroya eşlik ettiğini görmek izlemek... tarifi imkansız bir mutluluktu hersey için yeniden teşekkür ederiz.
YanıtlaSilBen Cihan'ın ilkokul öğretmeniyim.Hayat hikayende yer aldığım için mutluyum.
YanıtlaSilÇocuk kalbinde edindiğim yerde duruyor olmak çok güzel. Sizlerle gurur duyuyorum. .Başarılarından dolayı kutluyorum.