Kırşehir’in Kılıçözü Sanayi Sitesi’ne yolu düşen herkesin mutlaka uğradığı, bir selam verip çayını içtiği bir dükkân vardır: Doğan Oto Elektrik.
Kapıdan içeri girdiğiniz anda sizi karşılayan şey sadece bir usta değil; çocukluğundan bugüne kadar alın teriyle, sabrıyla, dürüstlüğüyle yoğrulmuş bir ömürdür.
Kablo kokusu, motor uğultusu, pense sesi… Her biri Kenan Usta’nın hayatının melodisine dönüşmüş.
Kenan Kurt’un hikâyesi, aslında bir baba mirası.
Daha ilkokulu bitirir bitirmez babasının yanında başlamış işe. Ama yalnızca çıraklıkla kalmamış; ortaokul, lise derken hem çıraklık hem ustalık eğitimlerini tamamlamış.
Bugün hâlâ kendini geliştirmekten vazgeçmeyen bir usta olarak üniversite eğitimine İşletme bölümünde devam ediyor.
“Okumak da öğrenmek de bitmez.” diyor gülümseyerek.
“Babam elime penseyi verdi, ben de onunla geleceğimi şekillendirdim.”
Babası Doğan Kurt, sadece bir usta değil; aynı zamanda Ahi Evran geleneğini yaşatan bir bilgeymiş.
Kenan Usta, babasından aldığı o köklü terbiyeyi anlatırken gözleri doluyor:
“Biz Ahi Evran teşkilatının içinde yoğrulduk. Babam ahilik değerlerine çok önem verirdi. ‘Helal kazanç, dürüstlük, kardeşlik…’ derdi. Biz de o öğütlerle büyüdük.
Ahilik bizim için sadece bir tarih değil, bir yaşam biçimi. Her yıl Ahilik Bayramı geldiğinde dükkânı kapatır, kutlamalara katılırız. Çünkü o ruhu yaşatmak, bizim için işin en anlamlı kısmı.”
Babasıyla aynı dükkânda çalışmak da ayrı bir tecrübeymiş.
“Evde baba, dükkânda usta.” diyor.
“Evde ‘oğlum’ derdi ama işte ‘Kenan, şunu getir’ olurdu. İşte disiplin orada başlar.”
İlk günler ise kolay olmamış:
“Her kablo birbirine benzerdi ama her biri başka bir işe yarardı. Birini yanlış bağlarsan araba çalışmaz, bazen de tüm sistem gider. Oto elektrikçilik sabır, dikkat ve bilgi ister.
Bir arızayı bulmak bazen saatler sürer ama çözdüğün an, o motorun sesi bütün yorgunluğu unutturur.”
Çocuk yaşta oyun yerine sanayiyi seçmek zor ama öğretici olmuş:
“Arkadaşlar top oynardı, biz akü taşırdık. Ama şimdi bakınca diyorum ki, iyi ki öyle olmuş. O günler bizi olgunlaştırdı, sabretmeyi öğretti.”
İlk kazandığı parayı hâlâ hatırlıyor:
“Babam bir gün, ‘al bakalım, bu senin emeğin’ dedi. Beş liraydı ama bana servet gibi geldi. Koşa koşa anneme verdim. O gün emeğin değerini anladım.”
Kılıçözü Sanayi Sitesi, mevsim dinlemeyen bir yerdir.
Yazın sıcağında, kışın ayazında el hep motordadır, göz hep detayda.
“Bazen bir kablonun yerini bulmak saatler sürer ama o araba çalışınca bütün yorgunluk geçer.” diyor.
Babası da ona bir öğüt bırakmış, hâlâ kulağında çınlıyor:
“İşi sağlam yap, kimse arkandan laf etmesin.”
Bugün hâlâ her sabah dükkânın kapısını o sözle açıyor.
Kenan Usta için işin özü para değil, güvendir.
“Benim için önemli olan vatandaşın işi görülsün.” diyor.
“En ufak, basit işlerde para almam. Yeter ki insanlar bana güvensin. Çünkü güven bir kere kazanılır, bir kere kaybedilirse geri gelmez.”
Babasından aldığı bu meslek terbiyesini bugün de aynı çizgide sürdürüyor.
“Babam Doğan Kurt artık işi bıraktı ama zaman zaman dükkâna gelir. Önlüğünü giyer, eline penseyi alır, işin başına geçer.”
Gülerek ekliyor:
“Ben de çocuklarıma bu mesleği öğretmeye çalışıyorum. Kolunda bir altın bilezik olsun isterim; isterlerse yapmasınlar ama bilsinler. Çünkü meslek bilmek, insanın kendine verdiği güvendir.”
O yılların sanayisini anlatırken gözleri uzaklara dalıyor:
“O zamanlar başka bir dünyaydı. Sabah çay ocağında selamlaşır, akşam herkes birbirine ‘kolay gelsin’ derdi. Dayanışma vardı, kardeşlik vardı. Birinin elinde parça yoksa diğeri verirdi. Kimse ‘benden aldı’ demezdi.”
Zaman değişmiş ama Doğan Oto Elektrik’te o eski ahlak hâlâ devam ediyor.
Arabalar teknolojiyle dolsa da Kenan Usta için değişmeyen tek şey, el emeği ve dürüstlük.
“Ne kadar teknoloji girerse girsin, işin kalbinde hâlâ insan eli var.” diyor.
Bir arızayı bulup çözmenin verdiği tatmini kelimelere dökemiyor:
“Bir ışık yanıyor, marş dönüyor… İşte o an sanki ben çalışıyorum. Araba değil, ben canlanıyorum.”
Gençlere de öğüdü net:
“Hiçbir işin küçüğü yok. El emeği, alın teri kutsaldır. Meslek altın bileziktir. Bugün arabayı tamir edersin, yarın hayatını da onarırsın.”
Bir film çekilse, hayatının hangi sahnesi başrolde olurdu diye soruyorum.
Gözleri gülüyor:
“Küçük bir çocuk babasının yanında kablo soyarken, elleri yağ içinde ama gözleri pırıl pırıl… İşte o sahne benim hayatım.”
Babasıyla aynı mesleği sürdürmenin gururu da ayrı:
“Babamın adı hâlâ sanayide anılıyorsa, bu benim için en büyük miras. Onun yolunda dürüstlükle yürümek, en büyük onurum.”
Bugün, Doğan Oto Elektrik’in kapısı her sabah güneşle birlikte açılıyor.
Bir elinde ölçü aleti, diğerinde penseyle Kenan Usta yine işinin başında.
Her müşteriye aynı özen, her arızaya aynı sabırla yaklaşıyor.
“Her kablo bir hayat gibidir.” diyor. “Doğru bağlarsan ışık yanar, yanlış yaparsan her şey kararır.”
Ve sözlerini şöyle bitiriyor:
“Emeğin kıymetini bil. Hayatta ne yaparsan yap, alın terin varsa o iş kutsaldır.”
✍️ Murat Uzun
Kırşehir’e Değer Katanlar yazı dizisinde;
Sanayi içerisinde çocukluktan yetişmiş, bugünlere kadar gelmiş,
çırak olmuş, kalfa olmuş, usta olmuş;
hiçbir zaman güler yüzünü, tatlı dilini kaybetmemiş bir isim: Kenan Usta’ya
hayırlı işler, bol bereketli kazançlar; ailesiyle mutlu, huzurlu ve sağlıklı günler diliyorum

Yorumlar
Yorum Gönder