Hayat herkese aynı pencereden bakmıyor.
Kimi geniş ufuklardan başlıyor, kimi dar sokaklardan…
Ama bazı kadınlar vardır; o dar sokakları azmiyle caddeye çevirir.
Fatma Hanım’ın hikâyesi de işte böyle bir hikâye.
Altı çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak dünyaya geldi. Annesi Fatma’dan hoşgörüyü, sabrı ve insanı anlamayı öğrendi; babası Hikmet’ten ise dürüstlüğü, çalışkanlığı ve sözünün arkasında durmayı… Kalabalık bir evde büyümenin verdiği paylaşma kültürü, bugün hâlâ hayatının merkezinde durur. İnsan ilişkilerindeki samimiyeti, işine gösterdiği özen biraz da bu aile terbiyesinin eseridir.
Bir zamanlar evinin düzeni, çocuklarının sorumluluğu arasında yaşayan bir ev hanımıydı. Hayat ağırdı, şartlar zordu ama şikâyet etmeden taşıyordu. Ta ki bir akşam yemeğinde duyduğu, belki söyleyenin önemsemediği ama onun yüreğinde iz bırakan o kırıcı cümleye kadar…
Bazen bir söz insanı yıkar, bazen de ayağa kaldırır. O söz, onu ayağa kaldıran söz oldu.
“Ben bu hayatta sadece katlanan değil, üreten de olmalıyım,” dedi.
Çünkü gözüne bakan evlatları vardı.
Çünkü hayata tutunmaktan başka şansı yoktu.
Bir kuaför arkadaşının teklifi ve cesaretlendirmesiyle güzellik ve bakım sektörüne adım attı. O yıllarda bu meslek bugünkü gibi itibar görmüyordu. “Kadın çalışır mı?”, “Bu işi yapar mı?” diyen çoktu. Eleştirildi, yalnız kaldı. Ama geri adım atmadı. Annesinden aldığı hoşgörü ve babasından öğrendiği dürüstlükle yoluna devam etti.
Kırşehir Mesleki Eğitim Merkezi’nde öğrenci olarak başladı. Üç yıl boyunca okudu, öğrendi, sabretti. Yetmedi… Kıbrıs’ta eğitimler aldı; İstanbul, İzmir, Antalya gibi şehirlerde alanında uzman isimlerden özel eğitimler gördü. O dönem bu alanda yol gösterecek pek kimse yoktu. O da kendi yolunu açtı.
Bir kadın olarak hem kendisi hem de hemcinsleri için örnek olmak istedi.
“Bir kadın isterse başarır” sözünü lafta değil, hayatta göstermeye karar verdi.
İlk iş yerini bir doktor arkadaşıyla klinik olarak açtı. Zamanla bilgi ve tecrübesini birleştirerek bu yapıyı güzellik merkezine dönüştürdü. Bugün Kırşehir’de Perimelis Güzellik Salonu’nun işletmecisi olarak hizmet vermeye devam ediyor. İlk müşterisinin heyecanını, ilk başarısının mutluluğunu hiç unutmadı. Çünkü o salon sadece bir iş yeri değil; bir kadının hayata tutunma mücadelesiydi.
Zaman geçti…
Öğrenci olarak girdiği Mesleki Eğitim Merkezi’ne bu kez usta öğretici olarak döndü. Bununla da yetinmedi; Aksaray’da Güzellik ve Saç Bakım Hizmetleri Bölümü’nde eğitmenlik yaptı. Yaklaşık 250 öğrenci mezun etti. Mezun ettiği öğrencilerle bağını hiç koparmadı. Hâlâ görüşür, bilgi ve fikir alışverişinde bulunur. Onların başarıları, kendi başarısı gibidir.
Bugün birçok öğrencisi kendi güzellik salonlarını işletiyor. Bir zamanlar eleştirenler, şimdi çocuklarını ona örnek gösterip öğrenci olarak yönlendiriyor.
Ama Fatma Hanım’ın işi hiçbir zaman sadece güzellik olmadı. Kadınları mutlu etmenin zor olduğunu öğrendi. O yüzden yalnızca cilde değil, ruha da dokundu. Güzelliğin göreceli olmadığını; asıl meselenin kadının kendini tanıması, sevmesi ve güçlü hissetmesi olduğunu anlattı.
Yıllar boyunca edindiği mesleki bilgi, sahada kazandığı tecrübe ve yüzlerce kadının hayatına dokunmanın verdiği sorumluluk, onda daha kalıcı bir iz bırakma isteği uyandırdı. Yaşadıklarını sadece anlatmak değil, başka kadınlara yol gösterecek bir mirasa dönüştürmek istedi.
Bu birikimini ve yaşadıklarını kalıcı hâle getirmek için bir de kitap yazdı:
“30’luk Şifre – En Güzel Yatırım Cilde Yapılan Yatırımdır.”
Bu kitap sadece bakım önerileri sunan bir eser değil; geç kalınmış sanılan başlangıçlara bir umut, hayatın zorluklarından geçen kadınlara bir yol haritasıdır. Kendi hayatından süzülen dersleri, mesleki deneyimlerini ve kadınlara dair gözlemlerini samimi bir dille okuyucuyla buluşturur.
Yaptığı çalışmalar sonucunda sayısız plaket ve başarı ödülü aldı. Elbette gurur duydu. Ama onun için en büyük başarı; kendi ayakları üzerinde durabilmek, öğrenciler yetiştirmek ve aynaya daha özgüvenli bakan kadınlar görebilmek oldu.
Bugün hâlâ öğreniyor, hâlâ öğretiyor. Eğitimlerine ara vermiyor, salonunda özel eğitimler vermeye devam ediyor. Genç kadınlara tek bir şey söylüyor:
“Önce bir ideal belirleyin. Sonra kendinizi her alanda geliştirin.”
Ve hayatıyla şunu kanıtlıyor:
Bir kadın isterse,
yalnız da kalsa,
eleştirilse de,
başarır.
Fatma Hanım’ın hikâyesi; bir cümleyle değişen, bir meslekle güçlenen ve bir kitapla taçlanan sessiz ama derin bir başarı hikâyesidir.

Yorumlar
Yorum Gönder